Sarıkız Maden Suyu 1800’lü yılların başından beri bilinen bir kaynak olup, adına farklı efsaneler yazılmıştır. Bir efsaneye göre; Sarıkız, Alaşehir’in Türkler tarafından ilk defa kuşatılmaya alındığı yıllarda, çevreye yerleştirilen Türk oymaklarından birine mensup, boylu boyunca uzanan altın sarısı saçlara sahip, güzelliği ve yardımseverliği ile dillere destan bir TÜRK kızıdır.

Türklerin Alaşehir’i kuşatması sırasında savaş alanına koşup, elinde testisiyle askerlere su dağıtırmış. Yaralıların yarasını sarar, derdine derman olurmuş. İşte bu sırada bir düşman okuyla göğsünden vurularak şehit düşer. Sarıkız’ın şehit düştüğü yerden fışkırır. Öyle güzel ve gür akan bir sudur ki zamanla bu su ırmak olur. Bağlar, bahçeler bu ırmaktan sulanırmış. Irmak şifa olmuş, acıları dindirmiş.

Bu efsane, doğanın yerin altından sunduğu hediye olan mucizevî maden suyuna da adını vermiştir.

Diğer bir efsaneye göre, Sarıkız, evliya kabul edilen bir efsane kahramanının adıdır. Sarıkız ile ilgili değişik söylenceler vardır. Sarıkız, Edremit Körfezi yakınında Kaz Dağları’nda yaşamıştır. Söylenceye göre; Sarıkız’ın karnında bir şişlik belirir. Bu şişlik ailesi tarafından gayri meşru bir ilişki olarak algılanır. Sarıkız, ölüme mahkûm edilir. Ancak gerçek çok daha farklıdır.

Sarıkız Kaz Dağları’ndan kaçarak; gerek eski çağda, gerek Bizans Devrinde Ege Bölgesi’nin en önemli kale şehirlerinden biri olan Philadelphia’ya (bugünkü Alaşehir) gelir.

Burada intihar etmeye karar verir. İntihar etmeden hemen önce abdest almak için bir su kaynağına gelir. Bu kaynaktan sudan içer. Fakat kısa bir süre sonra bir mucize gerçekleşir ve karnındaki şişlik iner. Yöre halkı o gün bu gündür bu suyun şifa kaynağı olduğuna inanır. Ve Sarıkız efsaneleşirken suyun adı da Sarıkız alarak akıllara yerleşir. Sarıkız’ın ünü gittikçe yayılır, yayılır, yayılır.